Aleyhine icra takibi başlatılan borçlunun, süreci durdurmak için başvurabileceği birden fazla hukuki yol vardır. Bu yolların hangisinin kullanılacağı, takibin türüne (ilamlı/ilamsız), borcun niteliğine ve içinde bulunulan aşamaya göre değişir. Aşağıda bu yollar tek tek ele alınmaktadır.
İcra Takibini Durdurmanın Başlıca Yolları
Takibi durdurma yolları genel olarak iki eksende şekillenir: itiraz yoluyla durdurma ve ilamlı takiplerde icranın geri bırakılması. Bunlara ek olarak ödeme ve zamanaşımı da sürecin seyrini doğrudan etkiler.
Ödeme emrine itiraz: İlamsız icra takiplerinde borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal süre içinde icra dairesine itiraz ederek takibi kendiliğinden durdurabilir. Bu yol, borca veya imzaya itiraz biçiminde kullanılır; itirazın ardından süreç ödeme emrine itiraz prosedürüne göre ilerler.
İcranın geri bırakılması: İlamlı icra takiplerinde ise ödeme emrine itiraz yolu kapalıdır. Bunun yerine borçlu, belirli koşulların varlığında icra mahkemesine başvurarak icranın geri bırakılmasını talep edebilir. Bu talep; borcun zamanaşımına uğradığı, itfa (ödendiği) veya imhal (ertelendiği) iddiasına dayandırılabilir.
Konkordato (kesin mühleti): Ödeme güçlüğü içindeki borçlu konkordato talep ettiğinde ve mahkemece geçici veya kesin mühlet verildiğinde, İİK m.294 uyarınca mühlet boyunca borçlu aleyhine hiçbir icra takibi yapılamaz; başlamış takipler de durur, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanmaz. Yalnızca İİK m.206’nın birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklar için haciz yoluyla takip sürdürülebilir.
İcra mahkemesine şikâyet: Takip usulüne aykırı yürütülmüşse icra mahkemesine şikâyet yoluyla durdurma kararı istenebilir. Mahkeme, şikâyeti haklı bulursa işlemi iptal eder ya da durdurur.
İcranın Geri Bırakılması Hangi Hâllerde İstenir?
İcranın geri bırakılması, esas olarak ilamlı (mahkeme kararına dayanan) takiplerde gündeme gelir. İlamsız takiplerde borçlunun itiraz hakkı farklı bir prosedürle işlediğinden bu başlık ağırlıklı olarak ilamlı takip borçlularını ilgilendirmektedir.
İİK m.33/1 uyarınca ilamlı takipte borçlu, icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine dilekçeyle başvurarak şu itirazları ileri sürebilir:
- Borcun zamanaşımına uğradığı,
- Borcun itfa edildiği (ödendiği),
- Borcun imhal edildiği (ertelendiği/vade tanındığı).
Ancak bu iddialar serbest beyanla değil, belgeyle desteklenmelidir. İtfa veya imhal iddiasının kabul görebilmesi için bu durumun resmî ya da usulüne göre onaylanmış bir senetle, icra dairesinde, icra mahkemesinde veya mahkeme önünde ikrar edilmiş bir belgeyle ortaya konması gerekir. Yedi günlük süre, icra emrinin tebliğinden önceki olaylar içindir; icra emrinin tebliğinden sonra gerçekleşen itfa, imhal veya zamanaşımına dayanan geri bırakma istekleri her zaman yapılabilir, ancak itfa veya imhale dayananlar noterlikçe re’sen yapılmış veya tasdik olunmuş belgeye ya da icra zaptına dayanmalıdır (İİK m.33).
Kanun yoluna başvuru ve icranın geri bırakılması: Borçlu, ilama karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurduğunda hükmolunan para veya eşyayı depo etmek ya da icra mahkemesince kabul edilecek teminatı göstermek şartıyla icranın geri bırakılması için süre isteyebilir. Ancak nafaka ilamlarında bu imkân tamamen kapalıdır: İİK m.36 ve HMK m.367/1 uyarınca nafaka hükümlerinde icranın geri bırakılmasına karar verilemez; borçluya bu amaçla süre de tanınmaz. Nafaka alacağı, hükmedildiği andan itibaren icraya konulabilir ve üst yargı yoluna başvurulması bu süreci durdurmaz.
Tazyik hapsi gibi disiplin yaptırımlarına gelince: İcra ve İflas Kanunu kapsamında disiplin veya tazyik hapsine İİK m.346 uyarınca icra mahkemesi karar verir.
Borcun Ödenmesi veya Zamanaşımı Takibi Durdurur mu?
Borcun fiilen ödenmesi, takibi hukuken kendiliğinden sona erdirmez. Ödeme icra dosyası dışında yapıldıysa borçlunun icra dairesine borcun ödendiğini bildirmesi ve icra dosyasının işlemden kaldırılması için alacaklının muvafakatini ya da mahkeme kararını alması gerekebilir; ilamsız takipte takip kesinleştikten sonra yapılan ödeme, noterden tasdikli veya imzası ikrar edilmiş bir belgeyle ispat edilerek icra mahkemesinden takibin iptali her zaman istenebilir (İİK m.71). İlamlı takipte itfa (ödeme) iddiasına dayalı geri bırakma talebi, resmî veya usulüne göre onaylanmış ya da icra dairesinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş bir senetle belgelenmelidir (İİK m.33).
Zamanaşımı açısından ise temel ilkeler şöyle işler: TBK m.146 uyarınca kanunda aksine bir düzenleme bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel edimler ise TBK m.147/1 kapsamında beş yıllık zamanaşımına tabidir.
Zamanaşımı bazı olaylarla kesilir. TBK m.154’e göre borçlunun borcu ikrar etmesi (faiz ödemesi, kısmen ifa, rehin vermesi veya kefil göstermesi) ile alacaklının dava veya def’i yoluyla mahkemeye ya da hakeme başvurması, icra takibinde bulunması veya iflas masasına başvurması zamanaşımını keser. Kesilmenin ardından TBK m.156 uyarınca yeni bir süre işlemeye başlar; borç bir senetle ikrar edilmiş ya da mahkeme veya hakem kararına bağlanmışsa bu yeni süre her hâlükârda on yıldır.
İlamlı takiplerde ise İİK m.39 gereği ilama dayanan takip, son işlemden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Borçlu bu sürenin dolduğunu ispat ederse icranın geri bırakılmasını talep edebilir.
Arabuluculuk sürecinin devam ettiği dönemde de süreler korunur: 6325 sayılı Kanun m.18/A uyarınca arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlenmesine kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.
İcra takibinin durdurulması ya da iptali için izlenecek yollar ve süreç hakkında İzmir İcra Takibinin İptali ve Durdurulması sayfasında ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; özellikle süreler ve başvuru koşulları zaman içinde değişebileceğinden, kesin bilgi ve kendi durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.
Sık Sorulan Sorular
Borcu ödersem icra takibi otomatik olarak düşer mi?
Hayır, icra dosyası dışında yapılan ödeme tek başına takibi kendiliğinden düşürmez; ilamsız takipte İİK m.71, ilamlı takipte İİK m.33 uyarınca icra mahkemesine başvurulabilir. Borcun ödendiğini gösteren belgenin (makbuz, dekont veya noter onaylı belge) icra dairesine sunulması ve alacaklının dosyanın kapatılmasına muvafakat etmesi ya da mahkeme kararı alınması gerekebilir. Ödeme, icranın geri bırakılması talebinin dayanağı olabilir; ancak bu adım ayrıca atılmalıdır.
İcranın geri bırakılması ile takibin iptali aynı şey mi?
Hayır, ikisi farklı hukuki yollardır. İcranın geri bırakılması, ilamlı takiplerde borçlunun zamanaşımı, itfa veya imhal gibi gerekçelerle icra mahkemesine başvurması sonucu takibin geçici olarak askıya alınmasıdır. Takibin iptali ise usul aykırılığı, borcun hiç doğmamış olması ya da hukuka aykırı işlem gibi daha köklü gerekçelere dayanan ve takibi tamamen ortadan kaldıran bir karardır.
Takibi durdurmak için icra mahkemesine mi başvurulur?
İlamlı takiplerde evet; icranın geri bırakılması talebi, icra mahkemesine dilekçeyle iletilir. İlamsız takiplerde ise ödeme emrine itiraz icra dairesine yapılır ve takip itirazla kendiliğinden durur; mahkeme aşaması bu itirazın ardından gündeme gelir. Disiplin veya tazyik hapsi gibi yaptırımlara da İİK m.346 gereği icra mahkemesi karar verir.
Konunun genel çerçevesi için İzmir İcra Avukatı sayfamıza göz atabilirsiniz.

























