Asliye Ticaret Mahkemesi Hangi Davalara Bakar? (Görevli Mahkeme)

Asliye Ticaret Mahkemesi Hangi Davalara Bakar? (Görevli Mahkeme)
Asliye Ticaret Mahkemesi Hangi Davalara Bakar? (Görevli Mahkeme)

Asliye ticaret mahkemesi, ticari dava niteliği taşıyan uyuşmazlıklara bakan özel görevli mahkemedir. Hangi davanın bu mahkemede açılması gerektiğini bilmek; hem usul açısından zaman kaybını önler hem de davanın görülmesi sürecinde ciddi sonuçlarla karşılaşmamak bakımından önem taşır.

TTK m.5/1 uyarınca asliye ticaret mahkemesi, aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. Bu düzenleme uyuşmazlığın miktarını değil niteliğini esas alan bir görev sistemi kurmaktadır.

Asliye Ticaret Mahkemesinin Görev Alanına Giren Davalar

Asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu davalar iki temel kategoriye ayrılır: nispi ticari davalar ve mutlak ticari davalar.

TTK m.4/1 uyarınca her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Buna nispi ticari davalar denir; taraflar tacirdir ve uyuşmazlık her ikisinin ticari işletmesiyle bağlantılıdır. Klasik örnekler arasında ticari alım-satım sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar, ticari senetlere ilişkin davalar ve tacirler arasındaki hizmet sözleşmesi anlaşmazlıkları sayılabilir.

Mutlak ticari davalarda ise tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın TTK’da ve ilgili düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan davalar asliye ticaret mahkemesinde görülür. TTK m.4/1 uyarınca bu kapsamdaki önemli örnekler şunlardır:

  • Ticaret unvanı ve haksız rekabetten doğan davalar
  • Şirketler hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar (genel kurul kararlarının iptali, ortaklıktan çıkarma vb.)
  • Ticari işletmenin devri veya rehniyle ilgili davalar
  • Sigorta hukukundan doğan davalar (TTK’da düzenlendiğinden; tüketici işlemlerinde 6502 sayılı Kanun’un görev hükmü ayrıca gözetilir)
  • Konkordato talepleri (İİK m.285 uyarınca görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir)

Bu davalarda uyuşmazlığın parasal değeri görevsizlik itirazına zemin oluşturmaz. İsterse dava konusu yalnızca birkaç bin lira olsun; ticari nitelik taşıyan her dava asliye ticaret mahkemesine aittir.

Uyuşmazlığın ticari dava sayılması için taraflardan birinin tacir olması gerekip gerekmediği zaman karışıklığa yol açmaktadır. Mutlak ticari davalarda bu koşul aranmaz; yalnızca nispi ticari davaların tanımında tarafların ticari işletmeleriyle bağlantı şartı vardır. TTK m.12/1 uyarınca ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi tacir sayıldığından, kimin tacir olduğunun tespiti nispi davalarda belirleyici olmaktadır.

Asliye Ticaret ile Asliye Hukuk Mahkemesi Arasındaki Görev Ayrımı

TTK m.5/3 uyarınca asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisidir; bu konuda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. 2012 yılında yapılan değişiklikle iki mahkeme arasındaki ilişki eskiden olduğu gibi iş bölümü değil, görev ilişkisi olarak yeniden düzenlenmiştir.

Bu ayrımın pratik sonuçları önemlidir:

  • Görev, taraflarca ileri sürülmese bile mahkeme tarafından re’sen dikkate alınır.
  • Yargılamanın her aşamasında görevsizlik itirazı gündeme gelebilir.
  • Temyiz aşamasında dahi görev itirazı incelenebilir.

İş bölümüyle karıştırılmaması gerekir. İş bölümü aynı yargı çevresindeki mahkemeler arasında işlerin dağılımına ilişkin bir ayrımdır; coğrafi ayrım ise yetki kurallarıyla belirlenir. Görev ise farklı tür mahkemeler arasındaki ayrımı ifade eder ve kamu düzenindendir.

Asliye ticaret mahkemesinin bulunmadığı, yalnızca asliye hukuk mahkemesinin bulunduğu yargı çevrelerinde ise farklı bir kural uygulanır: TTK m.5/4 uyarınca asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresinde ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi davaya devam eder. Bu düzenleme davacıyı ayrı bir yargı çevresine gitme külfetinden korumaktadır.

Görevsiz Mahkemede Açılan Davanın Akıbeti

Bir ticari dava asliye hukuk mahkemesinde açılmışsa, mahkeme davayı kendiliğinden ya da tarafın itirazı üzerine görevsiz olduğunu tespit edecektir. Görevsizlik kararının ardından taraflardan biri, kararın kesinleşmesinden (karar kesin ise tebliğinden) itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dosyanın asliye ticaret mahkemesine gönderilmesini talep ederse davayı yeniden açmak gerekmez; bu süre kaçırılırsa dava açılmamış sayılır (HMK m.20).

Ancak bu süreç zaman ve usul açısından kayıplar doğurabilir. İhtiyati haciz veya ihtiyati tedbir taleplerinde görevsizlik kararı verilmesi ciddi gecikmeler yaratabilir. Zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin yaklaştığı durumlarda yanlış mahkemede geçen süre kritik sonuçlar doğurabilmektedir.

Öte yandan TTK m.5/1’in “aksine hüküm bulunmadıkça” ifadesi, bazı özel kanunların ayrı görev kuralları içerebileceğine işaret etmektedir. Tüketici işlemlerinde 6502 sayılı Kanun, iş hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda iş mahkemeleri kanunu farklı görev kuralları belirleyebilir. Davanın niteliğine göre bu özel düzenlemelerin de gözetilmesi gerekmektedir.

Ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması da bir dava şartıdır (TTK m.5/A). Bu şart yerine getirilmeden açılan dava usulden reddedilir; bu nedenle görevli mahkemeyle birlikte arabuluculuk zorunluluğu da başından değerlendirilmelidir. Ayrıntılı bilgi için ticari davalarda zorunlu arabuluculuk sayfasını inceleyebilirsiniz.

Ticari davalarda görevli mahkemenin tespitinde ve sürecin yönetilmesinde hukuki destek almak; hem usul hatalarını önlemek hem de davanın seyrini doğru planlamak bakımından belirleyici olabilir. İzmir Ticari Dava ve İhtiyati Haciz Avukatı sayfasında bu süreçlere ilişkin daha ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; özellikle görev kuralları ve usul süreleri zaman içinde değişebileceğinden, kendi durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Sık Sorulan Sorular

Davayı yanlışlıkla asliye hukuk mahkemesinde açarsam ne olur?

Asliye hukuk mahkemesi ticari nitelikteki bir davayı görev yönünden re’sen inceleyebilir. Görevsizlik kararı verir; karar kesinleştikten sonra iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dosyanın asliye ticaret mahkemesine gönderilmesini talep ederseniz davayı yeniden açmanıza gerek kalmaz, aksi hâlde dava açılmamış sayılır (HMK m.20). Ancak bu süreç özellikle ihtiyati haciz talebi içeren ya da sürelerin sıkıştığı davalarda ciddi zaman kaybına yol açabilir. HMK m.20’deki iki haftalık başvuru süresi kaçırılırsa dava açılmamış sayılacağından, dava açmadan önce görevli mahkemeyi doğru belirlemek önem taşır.

İki tacir arasındaki her uyuşmazlık asliye ticaret mahkemesinde mi görülür?

Hayır. İki tarafın tacir olması tek başına yeterli değildir; TTK m.4/1 kapsamındaki nispi ticari davalarda uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması gerekir. Tacirler arasındaki adi borç ilişkilerinden doğan davalar ticari dava sayılmayabilir; örneğin bir tacirin kişisel tüketim amacıyla yaptığı bir işlem bu kapsamın dışında kalabilir. TTK m.19/1 uyarınca bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır; ancak gerçek kişi tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirmişse veya işin ticari sayılmasına durum elverişli değilse borç adi sayılır. Bu değerlendirme somut olayın koşullarına göre yapılmalıdır.

Konunun genel çerçevesi için İzmir Ticaret Hukuku Avukatı sayfamıza göz atabilirsiniz.